21 Şubat 2010 Pazar

Risus Purus

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhaF5-tSOw31asAUunqZP1Pc5bjAvnRdSDvtebGAzmfemwDT8qWkEVMguP5QDp12KJVI1vu9BrqbrGq1bYCnIzbAszRQItSWi27Fyd_rc-QEBngBEyw7ldtPJAHTmtlfXtdCKEk4J8yVF3K/s320/HoaxGroup_Surrealism_DanielQuellette.jpg


- Gelip karşısına oturdu ve,



Sen adımı fısıldasan, bana şiirin koşar
evden kaçıp.
İp ucunu bulurum ellerin sökülür, bak.
Hak iddia eder Yalnışlar Yalnızlar üzerinde, aman!
Aman,
suspayı paydamızdan büyük çıkar, darlanırız.
Aynada zenci bir kadın voodoo yapar.
Tütünüm biter
lekeler yaklaşır
eşyalar genleşir, haraben eksik.
Bilirsin! Ama yanlış.
Küfürlerinde ve şiirlerinde adımı polise veren bir takım adamlar var,
kaçak sayılıyorum denizaşırı düşüşlerde,pek tabii.
Bundandır, yiteceğini bile bile
piç bir 'hakedilirliği' diriltme uğraşında insanlık.
Şu, dillendirilen kamikaze kuşlar, ah, onlar elbet var!
(S)Apansız dili kesen jiletli söz de.
Alıp seni bir kıyı kasabasında diriltir-isem diye
telveme gömüyorum yüzünü.
Bir hayret peydahlanırsa, sakın! Sustur(ucutakgözlerine).


- ''Evet, olan bu.'' dedi. Ağzındaki dumanla ışığı örtebileceğini sanması, lambayı nişan alan dudaklarınca açık edilmişti.


Bu benim yeltenişlerimi oya(la)n
zamansızlamalarımın ayrık dişlerini tıslatarak delen
tek kişilik
tek gelişlik viyadüktür, tahsili bozuk.
Efsundur bu güne batışlar, derim.
Ayaklarından kayan çakılıtaşlar, akın;
hayalime endekslenmiş fırtına bulutlarından.
Gözüme örgüt olup çarpan hallerindendir
düzenlenen doğu opera(syon)ları.
Göğsümde açan elektro-şok cihazları,
atmosferin hummalaşma girişimidir.
Bunları çıkarsayabilirsin belki.


- ''Aynaya baktığımda seni görmüyorum, evet. Ama kendimi de görmüyorum, nasıl olacak.'' Sustu. Ellerine baktı.


Hayal mahsulleri ofisinden artniyet alıyorum,sana
kullanmaya kıyamadığım sözcüklerden önce öl, demek için
Bilirim,
döklüntülerimi çağlatır bu bağ, gözlerini soyarken
önünden iş çevirir mürekkep, beni yatağına alır.
İşte, tam da şimdi,
benden yana şüphe etmeye başlama vakti.
Fark edersin! Ama yanlış.
Üstadlarca onay bulan,
içimdeki şehirlerin ülkeleşme eğilimleridir.


- ''Nasıl bu denli'ler! Nasıl bu denli!...'' salık edeceği cümlelere kendine baktığından daha dikkatli baktı, yine de göremedi.


Yine de, yine de, ''Yine,''
''ondan ki nefret içinde omzumu okşuyorum''*
İki kaşımın apış arasından
hadım edilmiş sorularla doğan Athena yavan.
İnan, sana bunları anlatmak istemiyorum.
Bakıyorum, üstün körüsün,
şaşı'p kalıyorum. Bundandır,
sanılan adamların artan yüz(de)leri, dağıtıyorum.
Elimi cebine atıyorum, biriktirdiğin parmaklarını buluyorum.
Artçıların soyduğu duvarlar namahrem artık.
Saklanır yüzünün tek tarafı, sakla.
Kolayını seviyorsan eğer
bohçamı hazırlayıp kolayına kaçıyorum.


- ''Belki de, tam şu andır ölmek?!'' Aradığı ölmek miydi gerçekten, yoksa ölmeye bile doğru anda 'Haydi!' diyecek bir ağız mı. Kestiremedi diye mahçup bir gülüş takınıp, kısacık kestiği saçlarını karıştırdı, ardından bira bardağını kavradı. Eliyle.


Biz bir kurgusalın güller açan dalıyız.
Yankılarla kırılan aynalarda yansıyor yüz, iki yüz, üç yüz...
Lügatta 'Ayıp.' yazıyor adımın karşısında.
İşbirliği yaptığım gecelerin ertesinde azadsın.
Son kuruşumla nefes alıp sana veriyorum haberin yok.
Sen ve çiçekler,
birden inen suyla can veriyor.
-Küçük Prensinki dahil-
Anlıyorsun! Ama yanlış.
Bak, dikey limitlerindir benimle bileklerine gömülen.
Kurtlanırsam o içkiyle iç, varım!
Ağzını burnunu dağıt konu komşuysa, dağıt.
Cümlelerimiz sarmaşdolaş, karşımdaymışsın ne fark eder.
Tımarhane tahsis edilsin adımıza
deliler gibi sevişelim, camiler çığlık figan.


- ''Bu bir masal, korkma. Aslında ben yoğum. Gül.'' Öne doğru eğilip dudaklarını kokladı. Burnunu. Yanağını. Kaşını. Gözünü. Alnını. Sonra ensesini. Boynunu. Boyuna. ''Aslında...'' konuşurken dudaklarına değdiğinden dudakları ''şu posterler bizi izliyor.'' Hangisinin dediği belli olmadı.


Revolver'ın önü veya arkasında olmak değil
Revolver olmak.
Daha iyisini bulalım,
1 dakikalık saygı duruşunda bulunalım.





ı.ö.
21.02.2010
21:31

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder