8 Şubat 2010 Pazartesi

Rüya




Aslında ben,
kendinden bihaber bi farkındalığın üstünde gidip gelen zamanın,
boşalmasına 2 ter damlası kala bekledim seni.


Fütursuzdum.
Kirliydim.
Saçları bedenini 3 kere dolayan bir kız çocuğu kadar sıkılmış,
''Aklıma bir şey girmiyor!'' diye bağırarak,
kazıtmak istiyordum kafamı.
Kazın istiyordum aklıma.
Hayranlıkla birikintilerdeki yansımamı izlerken bacaklarıma odaklanamıyordum.


Oysa sen,
belkide en çok giderken onları kullandılar diye,
ilk bacaklara takar gözlerini,
gidenin gözlerini de alıp götürmesine ses etmezdin.
Ne zaman baksam yorgundu yoldan yeni dönen bakışların.
Bilmiyordun.
Mutsuzdun.


Belki ben,
belki de en çok,
''Hey! Bu böyle olmamalı!'' diye isyan etmek istediğim anlarda bekledim seni.
Emin ol,
umutsuzdum.


Kaldı ki ecdadının hayrına akmayan zaman
çarpık olmadığını anladığı bacaklarıma kır dizini otur diye çıkışırken
keyif sigarasını tellendiriyordu.
Ben terleyemezdim dahi,
utanıyordum.


Hadi canım diyeceksin,
utanır mı hiç bir tanrıça tanrısının karşısında?
Tüm alemin sebebi iki bacak arasındaydı,
bilmezsin!
Utanırdı.
Hali vakti yerinde bir yaratım abanırdı döl yoluna.
Kırar dizini otururdu.
Kurar kurar yorulurdu.
İnan,
yorgundum ben sana..


Çünkü sen,
sana, hakettiğini sunmak isteyen bir hayatçalanın sofradan,
''Kalk gidelim!'' demeyişini 'otur oturduğun yerde' anlayacak kadar yorgun,
Kısaca, yorgunduk işte.


Ve ben,
içime peydahlanan bulutlardan habersiz, bi gezgin çevirdim yolundan.
Göğe bakmayı unutmuştu.
Yaşamayı unutmuştu.
Özü unutmuştu.
Ben de onu ne ara yarattığımı unutmuştum.
Kısaca, unutmak bir andı işte.
Beni de unutabilirdi,
unutsundu.


Belki de ben,
kendime kendimi unutturur umuduyla girmiştim,
bahçesinde ebruli hanımeli açan eve..


Belki de sendin o.
Bilmiyordum.
Çocuğumun gözleri akın akın renkliydi.
Ona bakmak, uyandığımda dahi gerçekti.
Sızmıştın sonunda.
Bilmiyordun.
Ama bendim, görmüştüm,
o çocuk hepsinden daha güzeldi.
Susuyorum.
Tüm eksileri üstüste koyup artıyorum.




ı.ö.

09.12.09
03:00


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder