8 Şubat 2010 Pazartesi

sanrı



O.
O sen misin?
Şşş. Uyandıracaksın! Sessiz ol.
Gel bak,
soylu bir intihar baş kestiriyor perdede.
Güneş, açık unutulmuş bir lamba tedirginliğinde bugün.
Sanrılar aklımı karışlıyor.
alnım kırışıyor.
çiz.çiz.çiz.çiz...
çizgiler.
dik? eğri?
ölü sırtlanlar ardında parlıyor ay, façalı.
kesif kokulu bir varoluş tohumunu satıyor dallarda.
pelesenkler yutuluyor.
Rahat mısın?
İzle bak,
entelektüel bir yalnızlık var podyumda
uzun kıllı bacaklı.

Tanıdık mı,
kılcal anlardan seslenen buhran?
bir.iki.üç.dört.beş.altı.y edi...
say.say.say.say...
sayıkla. sayılar.
tek mi çift mi?
Serbest çağrışımlı bir hayal(t) populasyonunda
ellerine diktiğin şarap ağaçları hasatta.
Ağlayamıyorsun.
Klima tesirli ruhun nemini emmiş suretinin.
Kudretini saran bordo kınanırken çevre iklimlerde
Duydum ki tüm ibadethanelerde 'ya sabır' kılınmış bugün.
Komikse neden gülmüyoruz?
Ayan beyan-at verdirir gibi diktatör halim,
vaktim yerimde mi?
Ordan bakınca,
bayatlamış bir aşk vardır ekseriyetle saçaklarımda.
tanışmıyoruz sahibiyle.
Hem, diyorum ya!,
güneş açık unutulmuş bir lamba tedirginliğindedir hala.
''Aksansız bir dillendiriliş baş vermiş gözlerinde'' desen, inanıcam!
Sanrılı sanrısız bir diriliş sürülmüş bileklerime,yala
limon ve tuzla.

Güneş açık, ay yukarda
İki ışık bir karanlığa gebe aslında.
Varsın şimdisinde çifte kavrulsun an.
-karnım tok
hıçkırıklarımı yutarak doyuyorum.
-sırtım pek
hayallerime, omzuma basarak tırmanıyorum.
Ve çatık kaşlarını görüyorum.
Bir sır sana;
'vampir vampiri ısıramaz'
'Kan kanla yıkanamaz'
Rahatlayacak gibi bak..

Söndür güneşle ayı,
yerde sürünmekten kurtulsun
gökteki kuşun gölgesi.
üşüdüğümde üstüme seni çekebileceksem
gerisi teferruattır erbabının.


ı.ö.
03:03

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder