8 Şubat 2010 Pazartesi

gönülsüzler

Tüm provokatör kuklalardan,
sulandırılmış hayatlardan sıkılan bir avuç döl,
basiretsiz sapaklarda kendiyle çarpışan adamlardık.
Çapaklarını temizledikçe şu bencil gözlerin,
çilek bahçesinin kırmızısına olan aşkımızı
itinayla böldüğümüz bedenlerin neştere yansıyan yüzünde bulduk.
Esaslı ve esrarlı adamlardık vesselam.
Her ne kadar
diktiğimiz her sözcük yaka paça alaşağı edilsede,
evet!
Bir cakamız vardı alimallah!
ve kendi aramızda bir jargonumuz.
Yine de,
önce kendi gölgelerimize sövdük.


Nice gebe zihinler gördük
kimden peydahladığını bilmediği piçinin üstüne sifonu çeken.
Kendi el yazısı olmayan yazarlar,
kurtlanmış fikirler, topaklanmış hayaller.
Sevmedik, hiç sevmedik!
ve şüphelendik birbirimizden.
Temize çıkmak için
-varsa bi sakladığı diye-
önce kendi gölgelerimizi dövdük.


Cam yüzlerde gördük neon tabela reklamları.
Hercinslerin taktığı çok katlı maskelere inat
Avucumuza alıp tek gözümüzü,
sağı solla tanıştırdık.
Ev gezmelerinde kişiselleşen kişiliksiz sesleri bastırıp
kimliksiz lobilerde cızırdayan pikaptan fısıldadık
'' Rape me my friend !''
Şanımızdan saç baş birbirine giren
hurilerin katında sıkıldıkta atladık yeryüzüne.
Beyaz iple dikilmiş asfalta yapışan gölgemizden
karakapan gözlerimizin önünde,
önce kendi gölgelerimizi vurduk.


Sustuk. Susturduk yedi ceddi.
İndirgenmiş heyecanlar ocağından
yedi kapıyı da aynı anda çarpıp çıktık!
Elleri göğsünde çok bilmiş cehalete sunduk
en mahremimizi.
Avuçiçlerimizdeki gözlerimizi dağlatıp,
gölgemizi vurduğumuzu gören tek şahidi de ortadan kaldırıp,
mor bir gülüşle
kürek kürek nefesle
en son,
kendi gölgelerimizi gömdük.


-Ölen öldü, kalan varsa sizindir!



ı.ö.
01/10/09

-gelmiş geçmiş her dolunaya

1 yorum: